Yeme Bozukluğu

Yeme Bozukluğu
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
    Loading...

Yeme Bozukluğu

Amerika’da sağlığı tam olmayan yüz binlerce insanın kusuru, sadece bazı önemli besinleri sevmemektir. Bu durum yeme bozukluğu olarak da bilinen bir durumdur. Kimi balık ve karaciğeri, kimi yoğurt ve peyniri sevmez ve ağzına koymaz. Binlercesi sinirli ve huzursuzdur; çünkü hiçbir zaman kalsiyum kaynağı besinleri sevmeye alışamamışlardır. Daha binlerce ve binlercesinin sağlığı, beyaz undan ekmek ve hamur işlerini, kepekli tahıl unlarından yapılanlara yeğledikleri için bozuktur. Oysa kesin olan gerçek, sağlıklı insanların yemek ve beslenmede, lezzetten de önce bilime önem vermeleridir.

 

Yemek sevmeme alışkanlığı ya da bilimsel olarak yeme bozukluğu, işi fazla büyütme sonucu doğmuştur. Yemekleri sevmek, onları istekle yiyerek öğrenilir. “Bunu yemem, ben bunu sevmem” diyen insan, boynuna bağlı önlüğüyle iskemleye tırmanmaya çalışan çocuk gibi küçülmektedir. Aynı insan, şimdi severek yediği, oysa yıllar önce sevmediği yemekler olduğunu da hatırlayacaktır. Bu besinleri sevmeyi, onları yiyerek öğrenmiştir. Bunun gibi, sağlık kazandıran üstün besinleri sevme alışkanlığı da kazanılabilir. Bu konuda insanlar kolayca değişebilir.

 

Yeme Bozukluğu Nasıl Tedavi Edilir?

Yeme Bozukluğu Nasıl Tedavi Edilir?

 

Yeme Bozukluğu Psikolojik midir?

Faydasız besinleri sevmeyin isterseniz, fakat yararlı besinlerin tümü sevilmelidir. Kimi zaman bir besinin sevilmeyişi, iyi pişirilmediği içindir. Bol su içinde çok pişirilmiş ve bu nedenle tadını, kokusunu, şeklini kaybetmiş sebze yemeği sevilmeyebilir. İnsanlar öncelikle gözleriyle yerler; bu nedenle besinlerin doğal şekil ve renkleri korunacak biçimde pişirilerek tabakta güzel bir görünüşle sunulmalıdır.

 

Çocukluk çağında bazı besinleri yemeye zorlandığı için onlardan nefret eden ve bir daha sevemeyenler vardır. Bundan dolayı özellikle çocuklarınızı yemesi konusunda zorlamayınız. Ailenin çok acıktığı bir anda, sözgelimi plajda ya da oyun parkında geçen bir günün sonunda ve oldukça az verilebilir. Bir de yenecek başka yiyecek yeterince yoksa sevilmeyen bir besin iştahla yenir. Bu durum aslında yeme bozukluğu kavramının psikolojik olduğunun da kanıtıdır. İlk yenisinde birkaç kaşıktan fazla alması da beklenmesin. Zorlamak nefret uyandırır. İlk girişimler başarısızlığa uğrarsa, bir daha, bir kez daha deneyin. Unutmayınız ki, iyi besinleri sevme çabası göstermeniz, sizin sağlığınızla ilgilidir.

 



 

Çoğu kez insanın her gün aynı besini yerse bıkacağına inanılır. Oysa bu doğru değildir. İnsanlar genelde ekmeği günde üç öğünden fazla yer, bıkmak şöyle dursun çok sever ve ekmeksiz yemek yiyemezler. Bir yiyecekten bıkılmış olması, onun sevilecek kadar sık yenmediğini gösterir.

 

Sık sık söylendiği gibi besinlerin çeşitli olması istenir. Bazı sebze, meyve ve tahıllar, başka çeşitlerine oranla daha değişik mineraller taşırlar. Bu nedenle meyve olarak sadece elma, sebzelerden sadece patates, tahıl olarak buğday unu kullanmak doğru değildir. Elmada eksik olan vitaminler portakalda, patateste bulunmayanlar ıspanakta bulunur. Bu sebepten dolayı yiyecek konusunda değişiklik yararlıdır.

 

Ancak, çeşit gereklidir kuralı, sağlık kazandıran besinler arasında değişiklik yapılırsa doğrudur. Kepekli buğday ekmeği yerine çeşit sağlamak amacıyla beyaz ekmek, meyve yerine pasta konursa, sağlık için gerekli birçok mineral alınmaz. Kısaca, çeşitlilik uğruna yararsız besinlere yer vermek, bilimsel akılcılığa uymaz. Sadece iyi besinler arasında değişiklik yapılarak çeşitlilik sağlanmalıdır. Tüm bu anlatılanlardan yola çıkarak yeme bozukluğu kavramının oluşmamasının tamamen kişilerin ve ebeveynlerin elinde ve dolayısı ile psikolojik olduğunu söyleyebiliriz.