Virüsler Hakkında Genel Bilgiler

Virüsler Hakkında Genel Bilgiler
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
    Loading...

Virüsler Hakkında Genel Bilgiler

Virüsler canlı hücreleri enfekte etmeleri ile bilinirler. Varlıklarını sürdürebilmeleri için canlı bir organizmaya tutunması gereken bu mikroskobik türler hayvanlar, insanlar, bitkiler hatta ve hatta bakteri ve arkeler gibi canlılık özelliği gösteren tüm canlılara bulaşabilmektedirler. Sahip oldukları genetik materyallerin yanı sıra üreme özellikleri olması ve doğal seçilime uğramaları beraberinde virüsler birçok kesim tarafından canlı organizmalar olarak kabul edilmektedir. Ancak mevcut bir hücre yapısı taşımamaları dolayısıyla da daha çok “yaşamın kıyısındaki organizmalar” ya da “kopyalanıcılar” olarak adlandırılmışlardır.

 

Virüsler yayılmak için birçok farklı seçeneğe sahiplerdir. Bitkiler arasında yayılım daha çok yaprak bitleri ve bitki özsuyu ile beslenen böcekler tarafından gerçekleştirilirken hayvanlarda virüs taşıma işlemini genellikle kan emici haşereler yapmaktadır. Ancak bu noktada şu da unutulmamalıdır ki; bütün virüs çeşitlerinin özellikleri aynı olmamakla birlikte yayılım şekilleri de farklı olabilmektedir. Ayrıca insanlar arasında temasla, su ve yiyeceklerle ve cinsellikle bulaşan virüs çeşitleri de mevcuttur. Yazımızın devamında hem farklı virüs çeşitlerine hem de bu çeşitler hakkında detaylı bilgilere yer vereceğiz.

 

Virüslerin Genel Özellikleri

Virüsler çeşitlerine göre farklı özelliklere sahip olsalar da tüm virüs çeşitlerinin sahip olduğu bazı özellikler mevcuttur. Aşağıda bulunan listeyi inceleyerek Virüslerin genel özellikleri hakkında daha detaylı bilgi sahibi olabilirsiniz.

  • Virüslerin yapılarında sitoplazma ve hücre zarı mevcut değildir. Hücresel bir yapıya sahip olmayan bu mikrobiyolojik tür cansız olarak kabul edilir.
  • Bünyelerinde enzimler bulunmamaktadır.
  • Yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmeleri için başka bir canlı yapıya ihtiyaç duyarlar.
  • Antibiyotiklerden etkilenmemektedirler. Herhangi bir virüse karşı vücudunuza alacağınız bir antibiyotiğin etkisiz olacağını unutmamalısınız.
  • Her bir çeşit virüsün yaşamını sürdürebileceği ve çoğalma faaliyetlerini gerçekleştirebileceği özel hücreler mevcuttur. Bu nedenle bir çeşit virüs bir insanda etkisini rahatlıkla gösterebilirken diğer bir insanda enfeksiyon oluşturamayabilir.
  • Virüsler üreme işleminin gerçekleşmesi sırasında DNA ve Protein sentezi gözlemlenir.
  • Üreme sonucu ortaya çıkan yeni virüsler ana virüslerden genetik anlamda herhangi bir materyal almazlar.
  • Virüsler kendi başlarına üreyemezler. Üremeleri için canlı bir hücrenin sitoplazmik ortamını kullanırlar.
  • Virüsler büyüme ve gelişme gibi farklılaşmalar göstermemektedirler. Ancak mutasyona uğrayarak yapısal farklılıklara sahip olabilirler.

En Bilinen Virüs Çeşitleri

Virüsler yapısal farklılıklara sahip organizmalar olarak bilinirler. Yapısal farklılıklara sahip olmaları beraberinde her bir virüsün daha kolay üreyebileceği ve daha hızlı faaliyet gösterebileceği hücre yapıları bulunur. Bu nedenle dünyada meydana gelen virüs salgınlarında bazı ülkeler daha çok ve daha hızlı enfekte olabilirken, bazı ülkelerde yayılım ve etkilenme oranı çok daha az miktarlarda kalmaktadır. Virüslere karşı ilaç ve aşılar geliştirilse de bazı durumlarda mutasyona uğrayan virüslerin insanları enfekte etme şansları her zaman devam etmektedir. Aşağıda sıraladığımız virüsler günümüze kadar adından en çok söz ettirmiş, en bilinen virüs çeşitleri olarak bilinmektedirler.

Grip Virüsü

Grip Virüsü

Grip Virüsü

Toplumda en çok bilinen ve diğer bir adıyla influenza olarak tanımlanan bu virüsler viral bir hastalık olarak bilinmektedir. Sağlıklı bir insanın vücuduna bu virüsü alması durumunda yaklaşık bir hafta gibi bir sürede gerekli savunma sistemini geliştirdiği ve üretilen antikorlar sayesinde hastalığı atlattığı gözlemlenmektedir. Ancak vücut direnci düşük olan ve direnç düşürücü ek bir hastalığa (AIDS, şeker, akciğer ve kalp hastalıkları vb.) sahip olan kişilerde bu virüsün ölümcül faaliyetler gösterebildiği de bilinmektedir. Grip virüsü tedavisinde genel olarak doktor tavsiyesi, destekleyici ilaçlar kullanılır ve kişinin istirahat etmesi önerilir. Antibiyotiklerin herhangi bir etkisi yoktur çünkü hastalık bakteri kaynaklı değil virüs kaynaklıdır. En çok bilinen alt türleri İspanyol Gribi ve Kuş gribidir. Binlerce çeşit grip virüsü mevcut olmasından dolayı bu virüslere karşı bağışıklık ömür boyu kazanılamamaktadır.

Hepatit B Virüsü

Halk arasında sarılık olarak adlandırılan Hepatit B virüsü karaciğerde iltihaplanmaya yol açan bir virüs çeşididir. Genetik materyal olarak çift DNA yapısına sahip olan virüsün boyutları 45 nm civarındadır. Oldukça bulaşıcı bir özelliğe sahip olan Hepatit B virüsüne karşı bazı insanların vücudunda doğuştan bağışıklık mevcuttur. Bu gibi bir bağışıklığın olup olmadığına ise kan testleri yardımıyla bakılabilir. Doğal bağışıklığa sahip olmayan insanlar ise aşı yardımıyla tam korumaya sahip olmasalar da önlem alabilirler. Virüsün insanlar arasında bulaşması iki farklı yolla gerçekleşir. Bunlardan en sık rastlanılanı kan beraberinde taşıma işlemi iken ikinci yol cinsel bulaşımdır. Vücuda HBV girmesinin ardından her insanda farklı yönelimler gösterir. Bu yönelimler aşağıdaki gibi sıralanabilir

 

Hepatit B Virüsü

Hepatit B Virüsü

 

  • Virüs sessizce vücutta kalabilir,
  • Vücut virüse karşı savunmaya sahipse, tamamen ortadan kaldırılabilir,
  • İltihap ve benzeri bulgular ortaya çıkaran virüs kronikleşen bir enfeksiyon oluşturur.

HIV Virüsü (AIDS Hastalığı)

HIV Virüsü Türkçe olarak insan bağışıklığı yetmezliği virüsü olarak adlandırılmaktadır. Aslına bakılırsa bu virüs direk olarak insanın bağışıklık sistemine zarar vererek vücudun diğer virüslere ve zararlı mikroorganizmalara açık hale gelmesine neden olur. Çöken bağışıklık sistemi beraberinde vücuda farklı bir virüsün girmesi durumunda savunma sistemi devreye giremez ya da zararlı mikroorganizmalara karşı yeteri kadar karşılık veremez. Kısacası HIV Virüsü kişinin bağışıklığını çökerten virüslerin adı olmakla birlikte AIDS ise bağışıklık sistemi çökmüş insanların hastalığının genel adıdır.

 

HIV Virüsü (AIDS Hastalığı)

HIV Virüsü (AIDS Hastalığı)

 

HIV virüsü insanlar arasında yayılım gösterecekse, dış ortam koşullarında bozulmayacak kadar kısa bir sürede taşınımın gerçekleşmesi gerekir. Bu nedenle virüsün kişiden kişiye bulaşması için 4 farklı yol mevcuttur. Bunlar aşağıdaki gibi sıralanabilir.

  • Cinsel ilişki ile
  • Damardan uyuşturucu madde kullanımı ile (HIV mevcut birisinin kullandığı iğneyi kullanmak)
  • Organ nakli, kan ve kan ürünleri teması ile
  • Anneden bebeğe anne sütü ile

Herpes Simpleks (Uçuk) Virüsü

Bu virüs çokça kişide görülmesine ve birçok kişi tarafından bilinmesine rağmen birçok durumda ölümcül sonuçlar doğurmamaktadır. Ancak virüsün bulaşıcılığının çok fazla olması nedeniyle bağışıklık sistemi zayıf kişilere bulaşması ve kişinin vücudunu kolayca enfekte etmesi gözlemlenebilir. Yalnızca Türkiye’de bile her yıl yaklaşık 8 milyon kişide uçuk virüsünün gözlemlendiği bilinmektedir. Virüs bağışıklık sisteminin zayıfladığını görür görmez harekete geçebilir. Herpes Simpleks virüsü tarafından vücudun enfekte olmasını tetikleyen faktörler aşağıdaki gibidir.

 

Herpes Simpleks (Uçuk) Virüsü

Herpes Simpleks (Uçuk) Virüsü

 

  • Stres ve heyecan duygularının ortaya çıkması
  • Ateş, soğuk algınlığı ve grip hastalıklarının oluşumu
  • Ultraviyole ışın ve aşırı güneş ışığına maruz kalma
  • Aşırı alkol kullanımı
  • Yorgunluk ve uykusuzluk durumları
  • Farklı enfeksiyonlar beraberinde

Kuduz Virüsü

Kuduz Virüsü, oluşturduğu hastalığa da kendi ismini veren bir virüs çeşididir. Enfekte ettiği canlıda merkezi sinir sistemini hedef alır ve ilk olarak çizgili kas hücrelerinde çoğalır. Çoğalan virüsler sinir hücrelerini tahribata uğratır ve ilerleyen aşamalarda beyinde iltihap oluşumu gerçekleşir. Virüsün hayvanlardan insanlara çoğunlukla salya yolu ile geçtiği bilinmektedir. Dolayısıyla da en çok ortaya çıkan kuduz vakaları köpekler tarafından insanların ısırılması sonucunda meydana gelmektedir.

 

Kuduz Virüsü

Kuduz Virüsü

 

Hastalığın ortaya çıkmasındaki kuluçka süresi farklı bünyelere bağlı olarak ciddi farklılıklar gösterebilir. Sekiz gün ile iki yıl arasında değişim gösteren kuluçka süresi ortalama olarak 40 gündür. Bu süre içerisinde kuduz aşısı ya da anti serumu vücuda enjekte edilirse hastalık daha belirtiler oluşturmadan önlenebilir. Aşının vücuda girmesi, Kuduz virüsüne karşı antikorların hızlıca oluşumunu sağlamak ve klinik belirtiler ortaya çıkmadan virüsü yenmektir. Eğer belirtiler ortaya çıkarsa aşının hiçbir anlamı kalmayacaktır.

SARS Coronavirüs

Türkçe olarak şiddetli akut solunum yolu sendromu şeklince tanımlanan SARS, koronavirüs ailesinin bir üyesi olan SARS Coronavirüsleri ile ortaya çıkmaktadır. Solunum sistemini hedef alan virüsler, kişide akciğer tahribatının oluşumu sonucunda ölüm riskini de ortaya koymaktadır. 2002 yılının Kasım ayında başlayan SARS salgını için Dünya Sağlık örgütü tarafından açıklanmış ölüm oranı %10.9’dur. Bu oran çok ciddi olmakla birlikte yaklaşık 8 ayda 916 ölümü beraberinde getirmiştir.

 

SARS Coronavirüs

SARS Coronavirüs

 

Her ne kadar SARS Coronavirüsler günümüzde bir salgın olarak göz çarpmasa da halen bazı hayvan türlerinde mevcut olabileceği ve gelecek yıllarda tekrar insanların arasına karışabileceği öne sürülmektedir. SARS salgınının ilk çıktığı sıralarda bir biyolojik silah olabileceğinin üzerinde durulmuş olsa da bu duruma ne bir açıklık ne de bir kanıtlama getirilememiştir.

MERS Coronavirüs

İlk olarak 2012 yılında Suudi Arabistan’da ortaya çıkan MERS (Türkçe anlamıyla Orta Doğu Solunum Sendromu) koronavirüs ailesine mensup MERS Coronavirüsleri (MERS-CoV) tarafından meydana getirilen bir enfeksiyondur. Virüsün en dikkat çeken özelliği, bulaştığı insanlarda ölüm oranının çok yüksek seviyelerde (Yaklaşık %35-40) seyretmesidir.

 

MERS Coronavirüs

MERS Coronavirüs

 

Hastalığa yakalanan bir kişinin hastalığı atlatması durumunda tekrar yakalanması gibi bir durum olası değildir.

 

CORONAVİRÜS SARS-CoV-2 (2019-nCoV)

2019 yılının son aylarına doğru ortaya çıkan SARS-CoV-2 isimli yeni tip koronavirüsün merkezi Çin’in Wuhan kentidir. Wuhanda ortaya çıkan ve yarasaların kaynak gösterildiği virüs kısa zamanda tüm Çine yayılmış olup, bütün dünyayı tedirgin etmiştir. İnsandan insana kolayca bulaşabilen bu virüslerin vücuda girmesinin ardından kuluçka süreci başlamaktadır. 2 ile 24 gün arası süren (ortalama olarak 14 gün) bu kuluçka sürecinde virüs vücutta çoğalmaya başlamakta ve belirtiler yavaş yavaş ortaya çıkmaktadır. 2020 yılı Mart ayı itibariyle hastalığa kesin çözüm olacak bir aşının ya da ilacın henüz geliştirilememesine rağmen, çeşitli ülkelerin aşılar geliştirdiği ve bu aşıların deneme aşamasında oldukları duyurulmuştur.

 

SARS-CoV-2 (2019-nCoV)

SARS-CoV-2 (2019-nCoV)

 

Ortaya çıktığı ilk zamanlarda Vuhan koronavirüsü olarak adlandırılsa da daha sonrasında, 2002 yılında benzer bir salgınla dünyada birçok ölüme sebebiyet veren SARS virüsünün yeni bir türü olduğu belirlenmesi ile ismi 2019-nCoV kısaltması ile kullanılmaya başlandı. Virüsün insanlar arasında bulaşması için özellikle temasın çok büyük etken olduğu bilinmekle birlikte, hastalık taşıyan kişinin temas ettiği yüzeylerden de taşınımın gerçekleşme ihtimalinin mevcut olduğu belirtilmiştir. Yeni tip bu koronavirüs çeşidinden korunmak için genel kanı, temizliğe dikkat etmek, el yıkama alışkanlığına özen göstermek ve insanlar arasında gerekmedikçe temasın olmamasını sağlamaktır.

Virüslerin Yapısı

Virüsler şekil ve boyutları bakımından birbirinden farklıdırlar. Bakteriler ile karşılaştırıldığında çok daha küçük olan virüslerin çapları 20 ile 300 nanometre arasında değişim gösterir. Virüslerin yapısı genellikle optik mikroskoplarda görülmemektedir. Dolayısıyla taramalı ve geçirimli mikroskopların kullanımı virüslerin görselleştirilmesi adına oldukça önemlidir. Bir virüse ait yapıların bütününü bir arada bulunduran virüs partikülleri virion olarak adlandırılırlar.

Hücresel bir yapısı mevcut olmayan virüsler doğal olarak hücre içerisinde bulunan organel, ribozom ve hücre zarı gibi materyalleri de içermez. Bir virüsün oluşumu için; bir nükleik asit merkezi, dış kısımda protein yapıda koruyucu bir tabakadan meydana gelmiş kapsid veya ek olarak içinden çıktığı hücreden kökenlenen protein yapılı bir zarf ya da fosfolipit zarı gereklidir. Kapsid, kapsomer adında alt birimleri içeren bir proteindir.

 

Virüslerin Yapısı

Virüslerin Yapısı

 

Her bir virüsün enfekte edebileceği hücreler çeşitlilik göstermektedir. Çok karmaşık yapılı bir virüs daha basit yapılı bakterileri enfekte edebilirken bazı durumlarda çok karmaşık yapıya sahip bakteriler çok basit yapılı virüsler tarafından da enfekte edilebilir. Bu noktada virüslerin yapısı ile enfekte edeceği hücrenin yapısal karmaşıklık ya da basitliği arasında ilginç bir şekilde alaka yoktur.

Virüslerin Çoğalması

Virüsler kendi bünyelerinde herhangi bir multienzim sistemine sahip değildirler. Ayrıca ATP üretememekle birlikte sentez gerçekleştirebilecek ham maddeye de sahip değildirler. Bütün bunları göz önüne aldığımız da virüslerin çoğalması pek çok organizmanın çoğalmasından farklılık gösterir. İlk olarak virüsün çoğalması için canlı bir organizma bulması ve ona tutunması gerekir. Aslına bakılırsa yeni bir virüsün ortaya çıkmasındaki temel etken virüsün kendisi değil, konakladığı ve canlılık faaliyetlerinden yararlandığı konak hücredir. Virüs tarafından kopyalanan ve canlı hücreye gönderiler bilgiler beraberinde yeni virüsler meydana gelir.

Genel olarak konak hücreye yerleşen virüslerin çoğalması ardından hücreyi tahribata uğratarak dışarı çıktıkları gözlemlenir. Yok edilen hücrenin içerisinden çıkan virüsler diğer hücrelere yönelerek bir anda birçok virüsün ortaya çıkmasını sağlar. Bu nedenle çoğalma konusunda virüslerin hızı oldukça yüksektir. Ancak bazı durumlarda virüslerin çoğalması sırasında yavaş hareket ettikleri ve hücre içerisinde bir süre bekledikleri görülür. Hücre içerisinde çoğalmak için bekleyen virüsler bir süre hücrenin sitoplazmik özelliklerini ve yaşamsal faaliyetlerini kullandıktan sonra harekete geçer ve farklı konak hücreler bulurlar.

Bütün bu bilgiler ışığında farklı çeşit virüslerin çok farklı semptomlar göstererek insan vücudunda hareket edebilecekleri ortaya çıkmaktadır.

Vücuttaki Virüsler Nasıl Yok Edilir?

Virüslerin vücudumuza girmelerinin ardından bazı semptomlar göstermeleri durumun daha kötüye gitmeden önlenmesi adına öngörü niteliğindedir. Ancak virüslere karşı etkili bir savaş vermek istiyorsanız, henüz virüs vücudunuza girmeden önce bağışıklık sisteminizi güçlendirmiş olmanız gerekir. Peki, vücuttaki virüsler nasıl yok edilir? Hangi besinleri tüketerek bağışıklığımızı güçlendirebiliriz?

Virüslere maruz kalma gibi bir durumda en düşük risklerle virüsleri vücudunuzdan atmak istiyorsanız, ilk olarak yeşil sebze ve meyve tüketiminize dikkat etmelisiniz. Meyvelerden portakal, yeşilliklerden ise maydanoz oldukça önemli iki besin olarak karşımıza çıkıyor. Maydanoz içerisinde en çok C vitamini bulunduran yeşillik, öte yandan Meyan kökü ise virüslere karşı maddeleri içerisinde barındırması ile biliniyor.
Bitkisel önlemlerin oldukça ayrı bir yere sahip olmasının yanı sıra, virüslere karşı aşıların önemi de yadsınamaz derece fazladır. Çok yaygın olarak bilinen grip vb. virüslere yakalanmamak ve vücutta bulunması halinde bu virüsleri kolayca yok etmek için kesinlikle aşı yaptırmalısınız. Aşı yapılmasının ardından ise bitkisel anlamda desteklerin vücuda alınması çok önemlidir. Aşağıda listelenen besinlerin tüketilmesi, virüslere karşı savaşmada vücuda ciddi derecede katkı sağlayacaktır.

  • Ekinezya çayı
  • Karabaş otu çayı
  • Meyan kökü
  • Kırmızıbiber
  • Yeşil çay (Tatlandırmak için bal)
  • Zencefil
  • Sarımsak

Virüsler ve Bakteriler Arasındaki Farklar Nelerdir?

Virüsler ile bakteriler küçük mikroorganizmalar olarak bilinirler. Boyut olarak virüsler bakterilere nazaran çok daha küçük yapılıdırlar. Virüsler ve bakteriler arasındaki farklar hakkında incelemelerde bulunurken karşımıza çıkan ilk ayırt edici özellik canlılık olacaktır. Virüslerin canlı olup olmadıkları hakkında tartışma günümüze kadar sürmüş olup halen devam etmektedir. Bakteriler ise hücresel özelliklere sahiptir ve canlı olarak bilinirler. Öte yandan diğer farkları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

  • Virüsler bakterilerden yaklaşık 100 kat daha küçük olmaları nedeniyle yalnızca elektron mikroskobuyla görüntülenebilirken, bakteriler normal bir mikroskopla da gözlemlenebilir.
  • Bakteri kaynaklı ortaya çıkan hastalıklarda antibiyotik kullanımı çözüm olabilirken, virüsler bakterilerden etkilenmemektedir.
  • Virüsler bünyelerinde yalnızca kendilerine ait genetik bilgiyi taşımaktadırlar. Herhangi bir faaliyet için canlı bir hücreye ihtiyaç duyar ve canlı hücrenin canlılık özelliklerini kullanırlar. Bakteriler ise gerekli mekanizmaları hücre içerisinde bulundurur ve farklı bir canlı hücreye ihtiyaç duymazlar.
  • Bakterilerin bazı türleri ısıya karşı oldukça dayanıklıdır. Özellikle kaplıcalarda bile bazı bakteri türlerine rastlanırken, virüsler sıcaklıktan daha çabuk etkilenirler.
  • Virüsler genel olarak zararlı mikroorganizmalar olarak bilinirken, bakterilerin hem yararlı hem de zararlı olanları mevcuttur.

Yazımız genelinde virüsler hakkında genel bilgiler üzerinde dururken aynı zamanda bakteriler hakkında da kısa bilgilere yer verdik. Eğer sizin de eklemek istediğiniz bilgiler mevcutsa yorumlarda belirtebilir, aklınıza takılan soruları bize sorabilirsiniz.